Özgür
Oğlum,
Canım oğlum. Sana karşı o kadar beklentisizim ki, seni o kadar merak ediyorum ki. Nasıl birisin, karakterin ne, neler yapmak isteyeceksin. Çok az kaldı aramıza katılmana.
İster istemez, Güneş ile seni birbirine karıştırıyorum. Aklım kesmiyor, bir kızım var, onun gelişini de aklım kesmiyordu. Şimdi seni de öyle. Öyle düz bakıyorum. Erkeklerin işi sanıyorum biraz daha uzaktan başlıyor, sonra işin içine giriyoruz. Bugün sana erkeklikle ilgili bir şeyler anlatmayacağım, umarım.
Sana, senden önce bir yaşam olduğunu, zamanın sıfır noktasının sen olmadığını, bizim de aynı senin gibi dünyaya geldiğimizi anlatmak istiyorum. Bu yazıyı da o maksatla kaleme alıyorum.
Ben 1984 yılında, annen 1989 yılında, ablan ise 2023 yılında dünyaya geldik. Hepimiz annemizin babamızın evladıydık. Yedik içtik uyuduk düşündük merak ettik oynadık keşfettik ve bugünlere geldik, büyümeye de devam ediyoruz. Ben dışadönük biriyim, annen içedönüktür, kardeşin de dışadönük biri ama iç dünyası da kuvvetli, dengeli gibi görüyorum şimdilik. Zamanla benim içedönüklüğüm arttı, annenin de dışa dönüklüğü bir nebze ilerleme kaydetti diyebiliriz. Annen ile ben birbirimizi başarılı bir şekilde tamamlıyoruz. Tanıştığımızdan bu yana bir çok kereler kurduğumuz iletişim ile, kah gülerek, kah ağlayarak bir ilişki kurduk ve bugünlere geldik. İkili sohbetlerimizin tadından yenmez öyle diyeyim sana. Birbirimizin arkasını kollarız. Seviyoruz birbirimizi. Birlikte vakit geçirmekten keyif alıyoruz. Uzun kahvaltı sofralarında vakit geçirmek, sohbet etmek keyiflerimizden biri. Gelince evde büyük bir kütüphane göreceksin, çoğunluğu annenin kitaplarından oluşuyor. Ben ona yetişmeye çalışıyorum. Derken Güneş'in kitapları ortama hızlı bir giriş yaptı ve muhtemelen benden çok kitabı var. Demek ki kitap okumak kadınlara daha yakın bir şey dersem de inanma, çünkü ilgisi yok. Ben mesela, ilgilendiğim bir konu varsa, o konudaki kitapları şakır şakır okurum. Ama öyle rutin bir kitap okuma serüvenim hiç olmadı. Ben de okumayan biriyim diye düşünüyordum böyle olduğu için. İlgisi yokmuş. Yani mesela, bir şeyleri beklendiği gibi yapmıyorsan bu senin o işi yapmak istemediğin anlamına gelmiyor. Herkesin serüveni farklı, herkesinki kendisine özgü.
Tipolojim gereği, yani karakterim gereği gibi ama zamanla şekillenmiş haliyle biraz da, karşılaştırma yapmaya çok teşneyimdir. Seni Güneş ile kıyaslamamak için kendimi o kadar sıkıyorum ki, bu sefer de hakkında bir şeyler düşünemez oldum bir süre. Açıkçası bundan da şikayetçiyim. Cinsiyetler ile ilgili bir beklentiyle çocuk beklemedim. Ama ilk evladımız kız olduğu için bir sonrakinin mümkünse erkek olmasını çok istedim. Açık yüreklilikle, cinsiyetlerle ilgili bir beklentim hiç olmadı. Kızım olur bana düşkün olur, oğlum olur dertleşirim gibi düşünmüyorum. Bir beklentiyle bir şeyleri algılamakta zorlanıyorum. Sanıyorum genel anlamda da beklentiler kişinin kendisini ilgilendiren şeyler bütünü. Yani benim beklentimden sana ne, değil mi? Senden bir şey beklemek, bir dolu şeyi sırasıyla yapman gerekmesi ve kendin olamaman demektir. Basit bir şey, beklemek hayal kırıklığı da yaratacaktır. Çünkü beklenti bir hayal olsa bile, gerçekleştiren ben değilim ki. Kendimden bir şeyler bekleyebilirim, hayal kurarım, aklımı programlarım, düşünürüm, uygularım, tekrar düşünürüm, tekrar uygularım derken beklentim de değişmeye başlar bu süreç içinde. Bak, farkında mısın, kendinden bile bir şeyler bekliyorsun ya, zaman içinde beklenti değişmeye başlıyor. İnsan kendine bile beklenti konusunda hayal kırıklığı yaratıyor demem beklenir, tam da burada. Halbuki işin doğası tam da bu.
Senden beklentim, sağlıkla doğman oğlum. En büyük başarını da sağlıkla doğmak olarak göreceğim, hayat boyu. Emin olabilirsin. Nefes alman da ikinci en büyük başarın olacak, sağlıkla yaşamayı sürdürmen de üçüncü büyük başarın. Sonrası sana kalmış. Ben seni izlerim misler gibi ooh. 3 başarıyla seni öper koklarım, sarılır sarmalarım. Sen yürürsün, başardın der öperim. Sen tuvaleti çözersin, başardın der sarılırım. Sen okuduğum kitapları aklında tutarsın, henüz okuma bilmemene rağmen, aferin oğlum der koklarım. Seni sevmek için başarmana da ihtiyaç duymam haberin olsun, öyle dümdüz severim. Bahanesiz, sebepsiz, öylesine, böylesine, şöylesine. Sevmeyi hiç bırakamam, doyamam. Var olman şereftir diye göğsümü gere gere yaşarım bu hayatı.
Ne mutlu ki, anneni çok seviyorum. Aşık olduğum insan ile bir ömür geçiriyorum ve Güneş ile Özgür de bizim kızımız ve oğlumuz. Sağlıklı, keyifli bir hayatımız var. Biliyor musun, hayallerim var benim. Kendimi gerçekleştirmek ile ilgili. Ne kadarı hayata geçecek, hep birlikte görürüz, umuyorum. Yani başarım ne kadar olacak, onu umursasam da, asıl önemlisi buna tanık olmak, hep birlikte. Biliyorum, bence annenin de hayalleri var. İçten içe var. Öyle bir merakla bekliyorum onu. Ve Güneş'i ve de seni oğlum. Kendinizi gerçekleştirme serüveninizi izlemek fikri beni heyecanlandırıyor.
Yorumlar
Yorum Gönder