Artık 6 haftalıksın
Artık 6 haftalık oldun. Doğdun kızım! Güneş, artık seninleyiz.
Önceki yazıyı sana 20. hafta civarında yazmışım. Aslında oralardan sonra adım adım anne karnında gelişmeni takip ettik. 37. haftaya geldiğimizde annen artık iş kanunu gereği doğum iznine çıkmak zorundaydı ve böylelikle hamileliğin son dönemecine de girmiş bulunduk. Mayıs ayının başında annen izine çıkmış oluyordu.
Annen kendi başına vakit geçirmeye çalıştı. Doğum için çanta hazırlamak, ihtiyaç dahilinde alış-veriş yapmak dışında film seyretti, zihnini boşalttı, kendini dinledi. Zaman zaman dışarı çıktık, birlikte yürüdük. Bir hevesle seni bekledik.
22 Mayıs akşamı anneni Has Fırın'a götürdüm. Yemek yedik. Onu izlerken bir farklılık hissettim ancak adını koyamadım. Sanki bir rahatlık vardı bakışlarında. Sonra eve geldik, annen benden önce yattı sanırım. Yatak odasına 00:00'dan hemen sonra girdim muhtemelen ve yoğun bir koku olduğunu fark ettim. Bir şey diyemedim çünkü tuvalet kokusu gibiydi, söylersem üzülür filan diye bir şey demedim. Hastanede durumu anlattığımda bana "suyu gelmiş" dediler. Hayır, su gelmedi ama sanıyorum nişan gelmeden önce böyle bir şey oldu. Sonra ben cam açtım, çünkü koku gitmiyordu, öylesine yoğundu. Sonrasında annen gece boyunca uyuyamadı. Daha önceki gecelerde de uyuyamadığı olmuştu ancak bu sefer farklıydı. Bu defa daha sık yatıp kalktı. Beni uyutmadı diyebilirim.
Sonrasında gece 4 gibi annen beni uyandırdı ve kırmızı bir leke geldiğini söyledi, hastaneye gitmek istiyorum dedi. Aslında sabah 9'da zaten kontrole gidecektik. Hatırlattım tabi, ancak bunun ciddi bir durum olduğunu söyledi.
Bana dayın doğumu öyle bir anlattı ki, ben süper rahat bir şekilde, "zaten doğum hemen olan bir olay değil, şimdi sancı gelse 12 saat sonra doğum oluyor, ki sancı ortada yok, o zaman sorun yok, rahat ol" diye düşündüm. Biz hastaneye gittik. Anneni muayene etmek için aldılar. Ben ihtimal vermiyordum doğumun olacağına.
Bir kaç dakika sonra yanıma gelen bir görevli, bugün doğum olma ihtimali yüksek dedi. Sonra beni yatış işlemlerini yapmak üzere ilgili birime yönlendirdi. İşlemleri tamamladım, annenin yanına gittim. Sonra ise doktor gelene kadar bekledim orada. Doktor geldi, muayene etti, her şeyin yolunda ilerlediğini söyledi ve 11:00'e kadar bekleyeceğini, değişiklik olmaz ise suni sancı vererek doğumu gerçekleştirmek istediğini söyledi.
Ben de annene durumu anlattım. Oradan eve gittim, alınacak bir şeyler vardı onları aldım, karnımı doyurdum, iş yerine gittim, arkadaşlarımdan yardım istedim, beni idare ettiler sağ olsunlar. Ailelerimiz aramadık. Açıkçası gerekli görmedik, zaten bilip gelseler de telaşlandıracaklarını düşündük.
Sonrasında annen doğumun daha kolay gerçekleşmesi için yürüyüş yaptı, pilates topu üzerinde hareketler yaptı, ara ara muayene ettiler. 14:00 civarında ise artık doğum masasına anneni doğum pozisyonuna aldılar ve doktordan onay aldıktan sonra beni de annenin yanına, doğum sürecinde annenin yanında olabilmem adına ameliyat masasının yanına aldılar.
Sonrası aslında anlatırken basit, ama yaşarken fevkalade bir olay. Sancılar zamanla sıklaşıyor, sıklaşıyor. Öyle bir sıklaşıyor ki, artık doğum gerçekleşiyor. Sıklaşma bir noktaya gelince, sancı varken ıkın diyorlar ve doktor ve ebeler doğumun sorunsuz gerçekleşmesi için yardım ediyorlar.
Nihayetinde sen doğdun. O an seni saçlarını görünce idrak edebildim. İnanamadım. İnanılmaz bir andı. Hem ağlıyordum, hem gülüyordum. Aynı anda hem de! Adile Naşit gibi.
Seni annenin göğsüne verdiler. Sonra boy kilo ölçmek için seni yandaki sepete aldılar. Orada rahatsız olduğuna dair sesler çıkarmaya başlayınca ben yanına geldim ve sana "buradayım, yanındayız, seni bırakmıyoruz, korkma" dedim. Sustun, sakinleştin. Şaşırdım ama şaşkınlığım çok sürmedi. Çünkü beni annenin karnından beridir duyuyordun zaten. Beni tanıyordun yani.
Bana Baba dediğinde baba olduğumu anlıyormuşum, öyle diyorlar. Bence ben orada baba olduğumu anladım, hissettim. Veya hamilelik sürecinde annenin destekçisi olarak babaydım zaten. Bakalım hele bir baba de, o zaman durumu netleştiririz.
Doğdun ve 1 gün hastanede kontrol altında kaldık. Sonra eve geldik. 3 gün sonra kontrole gittiğimizde, normalden (%5) den fazla kilo kaybın olduğunu söyledi doktor. %9 kilo kaybı olunca seni hastaneye yatırdılar. Kilo kaybı bebeklerde doğumdan sonra olan bir şey, bu günlerde de zaten sarılık tehlikesi ortaya çıkıyor. Fakat biz seni tekrar hastaneye bırakırız diye hiç düşünmedik. Söyleyenler olmuş ama herhalde heyecandan hatırlamıyoruz.
44 saat hastanede kaldın. 20 saat sonra doğru düzgün bir bilgi alabildim, endişelenecek bir şeyin kalmamaya başladığını öğrenince biraz rahatladık. Pazar günü sabah anneni aramışlar, gelin alın diye. Uçarak gittik hastaneye.
Sonrasında tabi doyuramıyor muyuz endişesiyle seni hem mama hem anne sütü ile beslemeye başladık. Tabi anne sütü yoğunluklu olacak şekilde.
Bir bebek doğduğunda, nefes almak dışında her şeyi manuel yapabiliyor. Otomatikleştirmek için ebeveyn yardımına ihtiyaç var.
Memeyi emme (çene kaslarının aktifleşmesi), tuvaletini yapma (dizlerini karnına bastırarak masaj yapmak), gaz çıkarmak (ki en kritik işlemlerden biri, gaz üstten çıkar ve emdikten 2-3 dakika sonra çıkarılır), uyumak (biz seni kolumuzda uyku moduna yatkın olduğun anlarda pışpışlamazsak uyumazsın, ki uyumadın da). Bütün bunları biz olmadan tek başına yapamıyorsun.
İlk başlarda biberon ile mama da verdiğimiz için, memeyi sağlam emmiyorsun diye düşünüyoruz. Kolay olana çabuk alıştın. Bu sebeple sen hem anneni emiyorsun, ancak yetmediği için annen bir de motorlu pompa ile kendisini sağıyor. Sağıyor ki süt devamlı bir şekilde gelmeye devam etsin.
İlk başlarda gündüz uyumuyordun. Uyurken sürekli elini kolunu havaya kaldırıyordun ve ses çıkarıyordun. Gazın olduğu içinmiş. Ben durumu anladım ve üstten gaz çıkararak ve alttan da masaj yaparak gaz sorununu çözdüm. Sonrasında da uyumana yardım etmeye başladık ve artık bir düzene girmeye başladın.
Yorumlar
Yorum Gönder